Reklam verin!
MSN nickleri
 Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti 1923 : "Yüksel Türk ! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur."


tc1923Kasım 30, 2008 14:44

CUMHURİYETİMİZ 85 YAŞINDA.

BU CUMHURİYET HEPİMİZİN...

İstiklâl Marşı ...


Kategorisiz     Bakış sayısı:1
tc1923Kasım 30, 2008 14:26
tc1923Kasım 30, 2008 14:25
tc1923Kasım 30, 2008 14:24
tc1923Kasım 30, 2008 14:23
tc1923Kasım 30, 2008 14:22
tc1923Kasım 30, 2008 14:21
tc1923Kasım 30, 2008 14:20
Kütahya’da Öğretmenlerle Konuşma
24 Mart 1923
 
 
Lise binasında verilen çay ziyafetinde söylenmiştir.

Öğretmen Hanımlar ve Öğretmen Efendiler;
Bu irfan çatısı altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi de selâmlamaktan son derece mutluyum. Müdür Beyefendinin çok güzel açıklayıp anlattığı memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluk hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir, verimlidir, saygıdeğerdir; fakat bu iki ordudan hangisi daha kıymetlidir, hangisi birbirine üstün tutulur. Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz, bu iki ordunun ikisi de hayatidir.

Yalnız siz, bilgi ve anlayış ordusundan olanlar, sizlere içinde olduğunuz ordunun kıymet ve kutsallığını anlatmak için şunu söyleyeyim ki, sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir orduya aitsiniz.
Saygıdeğer öğretmen Hanımlar ve öğretmen Beyler, biz, iki ordudan birincisine, vatanı çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya, bütün dünya bilir ve bütün dünya şahit oldu ki, pek mükemmel olarak sahibiz. Vatanın dört yıl önce düştüğü büyük felâketten sonra yoktan var olan bu ordu vatanı yok etmeye gelen düşmanı vatanın namus ocağında boğup yok etti. Yalnız işimiz, yalnız bu orduya sahiplikle bitmiş, amacımız yalnız bu ordunun zaferiyle sona ermiş değildir. Bir millet ilim, anlayış ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin devamlı sonuçlar vermesi ancak irfan (bilmek, anlamak) ordusuyla geçerlidir. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun kazançları ölüdür. Milletimizi gerçek mutluluğa ve kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak ve milletimize sağlam ve verimli bir gelecek vermek istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bin an önce büyük, mükemmel, nurlu bir bilgi, anlayış ordusuna sahip olmak zorunda olduğumuzu inkâr edemeyiz.

Eski idarelerin, eski hükümet gençlerinin en büyük kötülüklerinden biri de ilim, anlayış ordusuna lâyık oldukları büyük önemi vermemeleridir. Eğer bu önem verilseydi; geleceği ellerine emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar sağlam bir yer verilmesi gerekirdi. Henüz üç buçuk dört yıllık bir hayata sahip olan milli idaremiz de, gerçekten bilgi ve anlayış ordusuyla lâyık olduğu kadar ilgilenememiştir. Fakat bundaki mecburiyeti milletin aydınları olan sizler elbette ki herkesten daha iyi anlar ve değerlendirirsiniz. Bütün kuvvetlerimizi yalnız cepheye harcadığımız, bütün sağlamlığımızı cephedeki orduda toplamak mecburiyetinde olduğumuz bu kısa zaman içinde, doğal olarak ilim,anlayış ordusuyla lâyıkiyle meşgul olamazdık. Lâkin Cenab-ı Hakk’a binlerce hamd ü sena olsun ki, düşman karşısındaki aziz ordular için harcadığımız bütün emekler mutlu kazançlarını verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı emeklerimizin, gayretlerimizin mutlu ve başarılı kazançlarını, aynı parlaklık ve aynı verimlilikle elde edeceğiz.
Arkadaşlar, asker ordusuyla irfan ordusu arasındaki benzeyiş ve uygunluğu belirtmiş olmak için şunu da ilâve edeyim: Kıymetli bir eserde ordunun ruhu, subaylar heyeti ve komuta heyetidir deniliyor. Gerçekten böyledir. Bir ordunun kıymeti subaylar ve komuta heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmen hanımlar ve öğretmen beyler, sizler de bilgi ve anlayış ordusunun subaylar ve komuta heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklâl mücadelesinde, üç dört yıldır, düşmanı topraklarımızda yok etmek için yaptığımız savaşta ordunun ruhu olan subaylar ve komuta heyet ve ileri gelenleri kıymetlerinin yüksekliğini nasıl göstermiş ve ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız nur ve inkılâp mücadelesinin milletimize bir karanlık gibi çöken bütün bilgisizliği yenmek ve kahretmek savaşında da bilgi ordusunun ruhu olan siz öğretmen hanımlar ve öğretmen beylerin aynı yeteneği paylaşacağınıza ve göstereceğinize eminim. Hepinizi bu güvenle selâmlarım saygıdeğer arkadaşlar.

Hâkimiyet-i Milliye, 02.04.1923

tc1923Kasım 30, 2008 14:19
Seçimin Yenilenmesi Hakkındaki Karar Nedeniyle
1 Nisan 1923
 
 
Saygıdeğer ve Sevgili Arkadaşlarım:

Yeni Türkiye devletinin ruhunun yapısı millî hâkimiyettir. Milletin kayıtsız şartsız hâkimiyetidir. Bir milletin hâkimiyetini anlamış olabilmesi ve onu güvenle koruyabilmesi birtakım özel vasıflara ve üstün terbiyeye sahip olmasıyla geçerli olur. Bir milletin siyasî terbiyesinde, sosyal terbiyesinde, vatan sevgisinde eksik vardır, öyle bir millet hâkimiyetini gerekli derecede kuvvetle elinde tutamaz. Milletimiz üç buçuk, dört yıldan bu yana, büyük kahramanlıklarla, sonsuz fedakârlıklarla eline aldığı hâkimiyetini bugüne kadar kendine lâyık bir şekilde, toplum için, vatanı için yararlı sonuçlar verebilecek şekilde iyi kullanmıştır. Bunu pek çok eserleriyle başarılarıyla ispat etmiştir. Milletimizin saygıdeğer vekillerinden oluşmuş olan yüce heyetiniz de milletimizin yıllarca devam eden çalışmanızla mükemmel bir şekilde bunu göstermiş bulunuyorsunuz. Yüce Meclis’in bugün kabul etmiş olduğu yüce karar ile bütün bu özellikler, bütün bu üstünlükler özellikle milletimizin olgunluğa ermesi bir kat daha yükseltilmiş ve bütün dünyaya, bu gerçeği görmek istemeyen dünyaya, ilân edilmiş ve gösterilmiştir. Bu kararla yeni Türkiye devletinin esası ve bereketli millî kanunları, yüce ülküleri sarsılmaz bir şekilde bir kere daha belirlenmiş ve belirtilmiştir.

Arkadaşlar! Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türkiye halkında hükümdar yoktur, diktatör yoktur! (kahrolsun hükümdar sesleri). Hükümdar yoktur ve olmayacaktır. Çünkü olamaz (şiddetli alkışlar, bravo sesleri).

Hüseyin Avni Bey (Erzurum) -Burası ona uygun değildir.

Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Milletin gerçek temsilcileri olan saygıdeğer üyeler, Sizler, bugünkü kararınızı; yalnız vicdanınızdan ve beyninizden doğmuş ve akla gelmiş olan gerçek ve samimî duygularla vermiş bulunuyorsunuz, memleketin, milletin mutluluğu için, rahatlığı için, geleceğini sağlaması için gördüğünüz gerek üzerine kararınızı vermişinizdir ve bundan dolayı yüce heyetiniz gerçekten takdire ve tebriğe değerdir. Ben de yüce heyetiniz içinde bir üye ve bir arkadaş olmakla son derece memnun ve mutluyum. Bütün dünya bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî hâkimiyettir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır (alkışlar). İnşallah milletin yeni vekillerinin gelmesine kadar yüce heyetiniz sorumluluklarına bırakılan görevleri şimdiye kadar olduğu gibi o zamana kadar da iyi yaparsınız.

tc1923Kasım 30, 2008 14:18
Yeni Seçim ve İstanbul
11 Nisan 1923
 
 
Vatan muhabirine demeç:
Seçimler başlıyor, birkaç güne kadar her yönde defterlerin düzenlenmesi tamamlanacak ve vatandaşlar oylarını vermeğe çağrılacaklardır. Seçimlerde İstanbul da görevini yapmak için hazırlanmalıdır. İstanbul’un özel niteliği vardır. Bundan dolayı ona göre görevini gereği gibi yapmalıdır. Halk, son iki gün içinde yayımladığım ilkeler etrafında toplanarak, vatana bağlılığını göstermelidir. İlkelerimize bağlı olmaya karar vermiş kimseleri seçerek kendini kurtarmaya çalışmalıdır.

İstanbul’un seçimlerinde entrikalar çevrildiğini biliyorum. Ancak İstanbullular, İstanbul’un şu ana kadar işgal altında bulunduğunu akıllarından çıkarmamalıdırlar. İstanbul henüz kurtarılmış değildir; kurtarılmak için dayanmak gerekir. Şimdiye kadar kazandığımız zaferleri ancak birlikle ve dayanışmayla elde ettik. Zaferin sonuçlarını toplamak için de bu yolda devam etmek gereklidir. Düşman elinde iken düşmana yardım etmemeliyiz.

Basının ilkelerimizi çözümleyerek halka anlatması gerekir. Ben sürekli olarak bildirgeler yayımlayarak halkı aydınlatmaya çalışacağım.

Seçimlerde adaylıklarının konulması için başvuranlar çoğalmaktadır. Bunların aralarından seçilerek isimler belirlenmektedir. Adayların tümü henüz kararlaştırılmamıştır. Araştırmalar sürdürülmektedir.
Paşa bundan sonra sözü başka bir yöne çevirdi ve şu sözleri söyledi:
Üstüme aldığım görevi yerine getirdikten sonra politikadan çekileceğimi önceden söylemiştim. Bu düşüncemde kararlıyım ve bu sözümü yinelerim. Ancak, henüz barış yapılmamış, geleceğimiz belli olmamış iken; milleti bir karışıklık durumunda nasıl bırakabilirim? Başladığım işi bitirmeliyim. Ondan sonra siyasetten çekilmek hakkındaki isteğimi uygulayacağım.

Paşa ile konuşmamız oldukça uzun sürmüştü. Paşanın gözü saatine ilişti.

- Çalışmak vakti gelmiş, artık çalışmak gerek... dedi. Kendisine veda ettim. Çıkarken arkamdan bağırdı:
- Evet çalışmak gerekir. Özellikle gençler çalışmalıdır.
Paşa seçim işlerinin milletin isteğine uygun biçimde yapılacağına inanmaktadır.
 
 

tc1923Kasım 30, 2008 14:17
İttihat ve Terakki Partisi Hakkında
14 Nisan 1923
 
 
Anadolu Ajansı muhabirine demeç:

- İstanbul gazetelerinden birisinde İttihat ve Terakkî Partisi adına bazı kişilerin size başvurarak işbirliği teklifinde bulundukları yazılmıştır. Bu konu hakkında lütfen bizi aydınlatır mısınız?

- İttihat ve Terakkî Partisi adına işbirliği için hiçbir teklif almadım. Aslında bugün kimse İttihat ve Terakkî Cemiyeti veya Partisi adına hareket etmek yetkisine sahip değildir ki böyle ve bu ada başvuru olsun. Çünkü herkesçe bilindiği gibi, adı geçen dernek ateşkesin sonrasında o vakitki İttihad ve Terakkî genel merkezinin çağrısıyla merhum Talat Paşanın başkanlığı altında yapılan kongre kararıyla Teceddüt Partisine dönüşmüş ve tüm hukuk ve mallarını adı geçen partiye bırakarak İttihad ve Terakkî adının tarihe karıştığını duyurmuştu. Vaktiyle zaten bir çoğumuz o derneğin kurucusu ve üyeleri idik.

Son kongre kararıyla tarihe mâl olan adı geçen derneğin ilgili kişileriyle ayrıca kurulan Teceddüt Partisi üyelerinin tüm bölümleri büyük milletimizin yüce kararlılığından doğan Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Derneğine katılmış veya karışmış ve bu derneğin programını kabul etmiştir.

tc1923Kasım 30, 2008 14:16
 
  Barış Kesinlikle Olacaktır
8 Temmuz 1923
 
 

Gerçi henüz son raporları okumadım. Ancak barış kesinlikle olacaktır. Çünkü tüm dünya daha fazla savaş durumunda kalmaya dayanamaz.

Vakit


tc1923Kasım 30, 2008 14:15
Sporun Amacına İlişkin
16 Temmuz 1923
 
 
Ankara Türkocağı toplantısında Ali Sami (Yen) Beyin verdiği bilgi üzerine;

Biz henüz Avrupa derecesine gelmedik. Sporda tek ve belli bir amaç gözetmek gerekir. Sporu ya propaganda için yapacağız, ya da bedensel gelişimimizi sağlamak için yapacağız.

Vakit, 17.8.1923, s.1

tc1923Kasım 30, 2008 14:14
tc1923Kasım 30, 2008 14:13
Vatanı Hür ve Mutlu Hale Getirmeye Dair
5 Eylül 1923
 
 
Çankaya Köşkünde bir sohbet esnasında Suphi Nuri (İleri) Beye söylenmiştir.

Ellerimiz deniz kıyısında ve ellerimiz zincirlerle bağlı bir halde bulunuyor ve: “Ah bir kere hür olsak da şu denizde bir yüzsek” diyorduk. İşte bugün hürriyetimizi aldık ve zincirlerimizi kırdık, denizde yüzmemize bir engel kalmadı. Fakat bir türlü suya giremiyoruz. Ayağımızı denize sokuyoruz, soğuk var. Dalsak da yüzme bilmediğimiz için batacak, boğulacağız. Demek, amaç hür olmaktan ibaret değilmiş. İşte meydan. Ordu görevini yaptı. Memleketin ilim ve bilgi sahipleri memurları, milletvekilleri, iş adamları iş başına geçtiler. Kendilerini göstersinler. Bu vatanı hür ve mutlu bir hale getirsinler.

Biz çok müthiş ve amansız düşmanlara göğüs gerdik. Sonunda üstün geldik. Bugünkü idari zorluklarımız gerçekten çok büyüktür. Fakat çalışmakla biz bunları da, Yunanlıları olduğu gibi, tepeleyeceğiz ve sonunda üstün geleceğiz. Bu amacımızın kazanılması için 5-10 yıl yeterli değildir.

Bugünkü memurlarımız, fen adamlarımız, ilmimiz ve gücümüz de yeterli değildir. Galibiyete yavaş yavaş ulaşacak ve memleket, yetiştireceği memurlariyle, fen adamlariyle, eserleriyle sonunda birçok yıl sonra barış ve iyileşme vadisinde muzaffer olacaktır.

Müşterek Gazete: 9.9.1923, s.2

  Tüm yazılar: 594    Sonraki Sayfa »
© Tüm hakları blogcu için saklıdır. Destek: TürkBlog